Vatan Borcu Öderken Vatan’a Hasret..
Askerdeyim. Bu yüzdendir ki dünyadan ve vatanımdan bihaberim. İnsan vatan borcunu öderken vatanından bihaber kalır mı diye sormayın sakın; kalır. Gerçi keyifli bir durum bu. Her gün sabah it kalkmadan, gün doğmadan ve kargalar henüz kahvaltılarını yapmamışken uyanıp yaptığım ilk şey hayali bir radyo kanalı uydurup kendimce haberleri dinliyorum. İlk haber iktidarın değiştiği ve yeni iktidarın CHP tarafınca oluşturulduğu oluyor. Sonra ülkedeki işsizlik, intihar ve bilumum depresif hallerin sona erdiği şeklinde haberler veriyorum kendimce. İnsan böyle haberleri, hepsi uydurmaca olsalar dahi, duyunca mutlu oluyor orada. Ve her sabah yataktan aşağı atarken kendimi, üç kere tekrarlıyorum besmele niyetine; “Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler!”
Bugün geçen son yirmi beş gündür ilk defa gazete gördüm. Ve biliyor musunuz o gazeteyi okudum! Meğer gazeteler çok kıymetli imişler. Son sayfasını da okuyup kapatınca gazetenin, nedense duruldum, iyiden iyiye sessizleştim. Çünkü kendimce, o yasaklar ülkesinin içinde kurduğum Alice’in harikalar ülkesinden çıkıvermiştim aniden. Gazete okuyunca anladım ki bu vatanın toprakları üzerinde düş kurman bile bir sınırı; yasakları var. Kurduğunuz düşün tam trasında bir şamar yiyip uyandırılıyorsunuz çünkü.
Mehtap öğretmeni okudum gazetede. Onun yenilen hakkını, bozulan düşünü okudum. “Arada kan var” diyen Sinan Etiz’i okuyup bu ülkedeki devlet eli ile yaşatılan ve/veya zeri kapatılan kanlı davalarına üzüldüm. Sonra bahsedilen kan olunca bu ülkede kanı en çok dökülen ama hiçbir kimseye dava gütmeyen Alevileri düşünüp umutlandım yine. CHP’nin iktidar için artık çok ciddi bir alternatif ve umut olduğunu da okudum gazetede ve sanırım bu gaz bana askerliğim içinde birkaç yetecek. Yürüyüş yaparken bizlere söylettirilen onuncu yıl marşı daha bir anlamlı olacak şimdi. Bu arada marş demişken hazır size bir ironiden de bahsetmek isterim. 1980 yılında ordu tarafından yapılan darbe sonrası yasak edilen “Gündoğdu marşı bugün aynı ordu tarafından sekizerli yürüyüş kolunda yaptırılan acemi er eğitimlerinde, askerler tarafından bağıra çağıra söyleniyor. Hoş biraz sözleri değişik ama ben burada söylenen versiyonunu da beğendim.
Dedim ya bugün gazete okudum. Ve varolan iktidar için yine içimden,sessizce onlarca güzel şeyler söyledim. Hepsini andım. Ve aklıma bir dizesi takıldı Murat YALÇIN’ın “İnsan hiç değilse avucunu yalamalı ki bir yeri temiz kalsın”
Henüz geridönüş yok.