körfez gazetesi 22/09/2010
Tam yüz doksan beş gündür yüreğim can kırığı. Ve taşıdığım en ağır yük, özlem. Müsaadeniz ile bugün sevdiğim kadına, buradan yalvaracağım.
Sevgili; yazabilsem, senin için kaynayan içimi, dört kitabın sonrasında beşincisi olur. Yazamam; taşa tutarlar bedenimi, derimi yüzerler. En ağırı, sensizliğe alıştırırlar diye korkarım. Ve yakarlar tüm kitaplarını aşkın, aşkı yasak ederler. Tarifi olmayan, yaşamayana imkânsız, anlatılsa anlaşılmaz bir şey sana hasret kalmak.
Sana yazdığım buncasından sonra kalem hala niye yazdığını bilmese de, yazıcısı niye kaleme böylesine sıkı sarıldığını bilmekte. Yazıcı âşık, yazıcı seviyor ve özlüyor. Ve kalem yüz doksan altıncı günü de karalamak istemiyor.
İHALE
Sevgili okuyucu, biliyorum size Edremit belediyesinin yapmış olduğu bir ihaleyi yazacağımı söz verdim. Yazacağım ama aklım çok karıştı, bir türlü toparlayamıyorum. Yani bu işin içinde bir iş var diyeceğim ama bir türlü tarif edemiyorum kendime “nasıl bir iş bu iş”!! Aklımda üç tane soru var. Size ihaleyi yazmadan önce ( yazmak için sadece iki belgeye daha ihtiyacım var, onları da bu hafta temin edip yazacağım) bu soruları bir sorayım belki biriniz bana yardım edersiniz ve belki, bu birinizin adı da Tuncay olur.
Soru bir: Bir müteahhit, B belediyesine, kendisine 5,03 T.L./M² birim maliyeti olan bir işi 9,00 T.L./M² birim fiyattan yaparken aynı işi 4,03 T.L./ M²’ ye mal ettiği E belediyesine neden 15,60 T.L./ M² birim fiyattan yapar?
Soru iki: E belediyesi, B belediyesinin ihale bedelini bildiği halde neden bu kadar yüksek bir kar oranı ile işi müteahhite verir?
Soru üç: bu işte nasıl bir iş vardır?
KİM SEÇTİRDİ?
Efendim geçtiğimiz hafta size kahramanlarımdan bahsetmiştim. Biri malumunuz Tuncay Kılıç idi. Bugün de sevgili başkanımız ile devam edelim.
Hatırlarsanız eğer, Kılıç ilk seçildiğinde Edremit’te önceki dönemde yapılmış olan belediye sarayının bir özel üniversiteye devri söz konusuydu. Tuncay Kılıç bu özel üniversitenin “F TİPİ” olduğu gerekçesi ile bu öneriye şiddetle karşı çıkmış ve dolayısı ile de öneri kabul edilmemişti. Şahsen ben o dönem de başkanı bu duruşu ile sempatik bile bulmuştum.
Aradan çok günler geçti. Eh tabi ne de olsa Tayip ile birlikte bir gömlek değiştirme modası da başladı. Anlaşılan gömlek değiştiren bir tek Tayip değilmiş. Sahi Başkan ya, kimdi sizin geçen İzmir’de nikah şahitliği yaptığınız aile? Fettullah Gülen cemaatinden değil mi idi onlar? Neyse canım bana ne oluyor ki!! Ama Devlet Bahçeli bir yandan “Okyanus ötesine” savaş açacak diğer yandan onun belediye başkanı cemaatin nikah şahidi olacak. Olacak iş mi bu şimdi?
Gerçi ben birkaç gündür MHP teşkilatı içini yokluyorum ve nedense hiç kimse sizin bu tavrınıza şaşırmıyor. Ama dert etmeyin siz, ne de olsa size göre sizi seçtiren kesim MHP’li değil idi değil mi? Böyle bir açıklamanız oldu mu? Hani bilmem de, “beni MHP’liler seçtirmedi” diye bir açıklmanız oldu mu diye soruyorum? Aslında ben değil, sizin deyiminiz ile teşkilat soruyor.
BİNBAŞIM ADAY OLMUŞ, GÖZÜM AYDIN.
Gözüm aydın. Milletvekilliği için adaylık dedikoduları başladı. Seçime ve seçimlerden bir ay sonrasına kadar malzemem bol. Benim masal kahramanlarımdan biri de –ki o biri binbaşım oluyor- milletvekilliği için söz aldım diye ortalarda dolanıyor. Efendim, kimden söz almış, il başkanından. O zaman önce il başkanını anlatalım siz de anasına bak kızını al misali il başkanına bakıp binbaşıyı değerlendirin.
İl başkanı çok demokrattır. İyidir hoştur. Ama demokratlığı da, iyiliği de kendine göredir. Buna ses çıkarmamız olanaksız. Ne demişler her yiğidin kendine göre yoğurt yiyişi vardır. İl başkanı da yiğitçe bir adam. Ona göre demokrasi parti içerisinde konuşarak değil, sandalye fırlatarak olur. Onun için demokrasi, seçimle gelenlerin yerine kendi istediğini görevlendirerek gerçekleşir. İl başkanı için partinin gençleri birer “eleman”dır. Sahi bizim binbaşının da kızının düğününde servisi ilçe gençlik kolları mı yapmıştı? İl başkanı için demokrasi sadece laftır. O yoğurdu kendine göre yiyen yiğit gibi kendi işine geldiği gibi demokrat olur. Olur da, milletvekili nasıl olur?
Yok yok ben daha yazdıkça, İl başkanı da, binbaşı da beni daha çok sevecek. Neme lazım onların sevgisi de bizim anladığımızdan farklı falan olur da, aç açıkta kalırız.
Beni ilk konu ilgilendirdi. Bu nasıl bir sevgidir? Ama burdan yalvarmak mıdır çözüm? Eğer ki kazanmak istiyorsan deniz yıldızlarını denize atman gerekiyor! Yazıları belki okuyordur ama cevap yazmak için cesareti yoktur ya da engelliyordur onu bişeyler. Keşke, keşke çıkıp karşısına konuşabilsen. Korkmak bişeylerden daha da kaybettirir sevdiğin kadını.Cesur ol, diren…Kaybetmeyeceksin sonunda göreceksin.Ve belki bana dua da edeceksin!